“Apple, vizyon sahibi ve yaratıcı bir dehayı, dünya ise harkulade bir insanı kaybetti. Steve’i tanıyacak ve onunla çalışacak kadar şanslı olanlarımız ise iyi bir dostunu ve ilham verici bir mentorunu kaybetti. Steve, arkasında yalnızca kendisinin kurabileceği bir firma bıraktı ve onun ruhu sonsuza dek Apple’ın ilham kaynağı olacak”
Bu yazi dizisi belki de hic olmamaliydi fakat oldu
uzun zaman sonra İlk defa bu kadar ciddi yazmaya basliyorum yaklasik 3 ayimi alacak bu ugrasla guzel bir kitap cikarabilirsem kendime oldumu diye tekrar sorabilirim sanirim simdilik bu kadar blogumu kirletmeden kullandiginiz icin tesekkur ederim..
Görünen o ki makaraya alınacak çok malzeme olacak. Windows bir taraflarını da yırtsa, stabil olmak ve sessiz olmak, donanımla dost olmak gibi sorunları çözemedikten sonra son kullanıcıyı hep kaçıracak. Hatta 22 yy gençlerini göremeyecek bile artık fan sesinden ve hdd gıcırtısından kurtul windows ve lütfen bana çökebilirim mesajları verme ya çök yada çökme font sorununa acil sifa bul penceremi yoksa bulut teknolojisimi karar ver
senkrenize olacaksan adam gibi ol, dosyaları aktarırken efendi gibi gerçeği söyle ve lütfen benim için usb bellekleri bozma, bişi yap ve insan gibi kullan şu donanımı, akıllı ol akıllı. hep çalıntı hep çalıntı nereye kadar. winsocklarını düzenle mevzu çok basit innovatif olmakdan çık. ya creatif ol. çiğerim yeter bu kadar akıl sana, şimdi git xbox ınla oyna. wii ye özen hadi canım hadii…
Vee bayramın son günlerini yaşadığımız şu günler, pek güzel pek keyifli geçmekte. İlk gün yoğum kurbanlık telaşı yerini güzel ama bir o kadarda hareketli günlere bıraktı, neyseki buda bitti. Evet buda bitti diyorum çünkü bazen çekilmez bir hal alabiliyor bayramlaşmalar. Sevsevkde sevmesekde bayramlarımız bizim bayramlarımız onları sevmeli ve sahip çıkmalıyız. Aslına bakarsanız kurban bayramının olması bir çok açıdan yararı, neden mi? Sokaklara saçılan hayvan parçaları sokak hayvanları için bulunmaz bir nimet. Çıkın şöylebir dolaşın çevrenizi ne çok sahipsiz hayvan var ve hepside bayramın gelmesi için gün sayıyor haha komik ama o masum hayvanlar karınları doyduğunda nasılda bir aslan parçasına dönüşü veriyor. Geçen gün cadde ortasında fır fır dolanan bir köpekle karşılaştım, aman allahım buda ne yol vermiyor. Hani korktuğumdan değil de karnı tok olan bir hayvan eğlenmesini bilir maazallah maskara oluruz elaleme, tamda burada açıyı biraz değiştirisek, hakikaten karnı tok insanlara baktığımda; hayattan pekde bir beklentisi olmayan karnı tok insanlara, ya eğlenirler yada dalga geçerler, son zamanlarda yeniden ivme kazanmış, sözüm ona “avam” diye tabir ettikleri “kendilerini” kişiler yardım ediyorlar çevrelerinine, yok efendim bilmem kaç milyon insan açmış, vay efendim şu kadar insan barınamıyormuş v.s. Soruyorum acaba aç kalmışlar mı? acaba barınacak bir yer aramışlar mı? yaşamadıkları hayatlara, yardım elini uzatmak onlar gibi hissetmek mümkünmüdür? Acımak ne kadar doğdur? Acımalımıyız? İşin özünde gerçekten kalpten yardım etmek gerekli diye düşünüyorum. Öyle sesimizi duyuruyoruz savsatalarıyla popülaritelerini arttırıyorlar.
-mükemmel devamm.
Zeniginliklerini, sonrasında evlerine giren kameralar vasıtasıyla sergiliyorlar. Eefendim şunu yaptıydık aslında vakti zamanında, bizim ehlimiz şu sülelenin bilmem ne boyundan geliyor. Yani ne gerek var değilmi. Ben sokakdaki o aç ama karnı doyduğunda aslan kesilen hayvancıklara benzetiyorum. Eğlendiklerini gösdükçede çileden çıkıyorum. Bunların karınları doyurmayın ama öldürmeyinde, kıvamında kalmalılar…
Bazı şeylerin kısa sürmesi erkekler kadınlar için ne kadar kötü bir tecrübe olsa gerek, ama biraz da öteki tarafdan bakmak lazım bu konuya. Aslında erkeğin penceresinden o kısa süre içersinde ne kadar farklı şeyler cereyan ediyor. Zıçarken aklıma geldide hep uzunn uzunnn olanların daha güzel olduğu konusunda genel bir tanı var. hayır! asla! kısa ve bir anda gelişmiş olanlar daha çok zevk verir. İnsan onlarda kendini bulurlar. Son zamanlarda Ss,oyal medyada nereye koydukları konusunda saçma sapan bir iletişim oluşturulduğunu hepiniz gördünüz. Neden kaç saniye diye kimse sormaz uzunu makbuldür çünkü neden? çünkü erken olan hastalıktır. makbul olan uzun olandır. Bence yanlış olan bu kısa ve bir anda olan daha çok zevk verendir. Bu persfektifde yeni bir ektinlik düzenliyorum. ve buna “Kaç Saniye de?” olarak başlık atıyorum. sosyal medyada erken gelen bir arkadaşımız. birçok iletişimini bir anda gerçekleştiriyorsa bunda bir ustalık vardır demektir.
muhtelif ürünlerin uzun ve yavaş olmasının daha büyük haz verdiğini değilde hızlı ve bir anda oluşan gelişmeleri konu alarak bir spor arabaya benzeyen erkekleri konu almış olsa daha doğru bir pazarlama oluşturacağı, gençliğin ne kadar hızlı ilişkiler kurduğunu pekala “en doğru” anlatabilir. saatte 200 mil le giden bir aracı bir anda durdurabilirmi acaba? yada bir gün içersinde kaç kez? ben 5 yapabildim fazlası için protein ve vitamin takviyesi şart
))

Freehand: satildi ve canli canli gömüldü
Dünyada bir cok tasarimci , en iyi islerini Freehand adli uygulamayla gerceklestirdi. (İlk versiyon 1.0′in cikisi 1987′ydi) Gecimlerini ondan sagladilar ve seceneklerini azaltan endüstri kararlarina karsi ciktilar. Bir cok tasarimci ve illüstratör icin, kullanmaya mecbur brakildiklari programlar uygulamada basarisizdi. Bu gercege ragmen, Freehand kullanicilarinin korktuklari baslarina geldi ve 2005′te daha büyük bir transferin sonucu olarak, Freehand’in ölümünü ilan eden daha büyük bir firmaya , satildi. Tesadüfe yer birakmayacak sekilde, ayni büyük firma baska bir vektörel cizim uygulamasi üretmekteydi. Satin alindigi ve sona erdirildigi sirada, Freehand bu programin piyasadaki en ciddi rakibiydi
Freehand Yasamali
Fakat simdi, tasarimci ve ilüstratör Thü Hürlimann (almaca konusan ülkelerde macworld ve Computerworld’un önceki Sanat Yönetmeni) tarafindan baslatilan anlamli bir direnis var. 2009′da Amerika – Seattle tasarim firmasi Bez Design’dan Jabez Palmer ile Freefreehand organizasyonunu kurmak icin bir araya geldiler. Aktif siteyi yayinladiklari günlerde binden fazla freehand kullanicisi tam destek ile siteye katildi. Bu sayi her gün daha da artmakta.
Daha fazla bilgi icin http://www.freefreehand.org ziyaret edin.
Bu gün bilgilerin saklanaması, saklanırkende güvende olması için gereken, gerekli, ben böyle görüyorum, aman aman bir program önerisinde bulunacağım.
Truecrypt dosyalarınızı, sisteminizi, HDD ve taşınabilir disklerinizi şifrelemenize yarayan kullanışlı bir araç üstelik opensource, Dilerseniz geliştireilirsinizde. Diğer PGP araçları gibi kolaylıkla kullanmaya başlayabiliceğiniz bir program.
Günümüzde bilginin ne kadar değerli olduğunu bilirsiniz kötü insanların eline geçmemesi sizin için ne kadar önemli artık geçsede fark etmez çünkü şifreli
Kurulum yapıldıkdan sonra önümüze böyle bir ekran çıkıyor. Create Volume Tıklayarak bir şifreli disk oluşturmayı deniyeceğiz.
Çıkan ekrandan şifreli dosya oluşturma şeçeneğini seçiyoruz ve Next diyoruz.
Bize normal bir dosyamı yoksa Gizli bir dosya oluşturacağını soruyor biz normal bir dosya oluşturacağımız için üstdeki seçeneği işaretliyoruz.
Oluşturacağımız şifreli dosyanın yerini gösteriyoruz. (dosyayı oluşturdukdan sonra yerini değiştirebilirisniz)
Dosyanın konumunu belirtip kaydettikden sonra Next tuşuyla bir sonraki aşamaya geçiyorouz.
Çıkan ekranda şifre türünü belirtiyoruz. (birçok şifreleme algoritması bulunmaktadır. Bu konu hakkında daha sonra geniş bilgi vereceğim)
Dosya boyutunu belirtiyoruz. “eğer zaman içersinde genişleyecek bir dosya ise büyük tutmanızda yarar var.”
Şifre kısmı dosyaya koyacağınız şifreyi yazıyorsunuz(cömert olun) “şifreyi sakın unutmayın”
Şifreli dosyanız Oluşturuluyor (güvende olmaya az kaldı)
Son olarak programı kapatıyorunuz ve artık şifreli ve güvenle kullanabileceğiniz bir dosyanız var
Programı kullanarak Bir Disk seçip Mount yaparak Mevcut disklerinizle birlikte kullanabileceğiniz bir tane daha diskiniz oldu… ve şifreli
Yazılımı bundan indirebilirsiniz.
http://www.truecrypt.org/downloads
Bilgidiğiniz üzere Yazımak için söz verdim fakat kısmet olmuyor işte
Neyse
Son zamanlarda yeterince dinlediğimi sanıyorum. Konnuşmanın yeri ve zamanı konusundaki çalışmalarımın sonuna geldim artık. Çook uzun zaman oldu ve oldum evet bunu söyleyebilirim artık, yeni fikirleri olan her insan gibi içim kıpır, kıpır fakat biraz fazla harcama yapmam gerekiyor… Gereken teknik donanım eksikliği çekiyorum. Kısa sürede bu problemi çözerek sahaya keskin bir dönüş yapma zamanı…
son zamanlarda en iyi yaptığım şey uzun uzun düşünmek hoş her türk erkeği gibi görevimizi yapıyoruz ama zor gelmiyor değil bundan böyle her hafta yazmaya gayret edeceğim ama yazamazsam da pek dert edeceğimi düşünmüyorum… şimdilik pek bir yorumum olmayacak yenilikler konusunda ama şunu söyleyebilirim ki; türkiyedeki akımların çoğu kriz ortamında boş kalmışlığın verdiği ve o hep genç nesil diye övündüğümüz nesilin yönlenimleriyle dolu umarım ötv kadv lerin bir işe yaramadığını öğrenirler
)
CEO, COO, CGO, CFO, CIO, CTO, CGO, CISO, SEO Nedir?
Son zamanlarda sıkça duyduğumuz alışmaya çalıştığımız, muhteşem “dokuzlu” Dokuzlu diyorum, fakat bunları çoğaltmak ve halka kazandırmak lazım, ne kadar karizma kelimeyi bir araya getirirseniz o kadar hoş oluyor. Mesela ; CAD,”creative art director”CAA “creative art animator”PSO “product sharing Officer” Ürün Sevkiyat müdürüPİV “product information visitor” Ürün Bilgilendirme MemuruNe diyorsunuz Şık oluyor değilmi?
CEO—Chief Executive Officer
İcra Kurulu Başkanı
COO—Chief Operating Officer
Genel Müdür
CGO – Chief Growth Officer
Büyümeden Sorumlu Başkan
CFO—Chief Finance Officer
Mali İşler Müdürü
CIO—Chief Information Officer
Baş Danışman
CTO—Chief Technology Officer
Teknolojiden Sorumlu Başkan
CGO—Chief Government Officer
Orta Düzey Yönetici “memur”
——-
CISO – Chief Information Security Officer
Bilgi Güvenliği Yöneticisi
SEO – Search Engine Optimization
Arama Motoru yöneticisi












